Hayrat Yardım, dünya genelinde ihtiyaç sahiplerine ulaştırdığı bağış ve yardımlarla bir iyilik köprüsü kurar. Siz de bu hayra ortak olun.
Hayrat Yardım'a Bağış Yap
SAYFA 193
Hem Meyvenin Onuncu Mes’elesi’nin münâsib gördüğünüz bir kısmı veya tamamı zeyillere girsin. Eğer el yazısıyla bizim için yazılan Zülfikār Mecmûası tamamlanmış varsa gönderiniz. Tâ ben de bu pek azîm ve çok kıymetli hizmete tashîhimle hissedâr olayım. Umûma selâm
اَلْبَاقٖی هُوَ الْبَاقٖی
Kardeşiniz Saîdü’n-Nûrsî
Bu dakîka hem iftâra yakın, hem râhatsızlığım için kısa kestim.
[240]
بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ
اَلسَّلَامُ عَلَیْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُٓ اَبَدًا دَٓائِمًا
Azîz, Sıddîk kardeşlerim,
Evvelâ: Isparta’nın acîb yangınında musîbetzedelerin elemlerine ben cidden iştirâk ediyorum. Çünkü müteaddid vecihle ben Isparta’lı olduğum gibi, o mübârek şehir, taşıyla toprağıyla nazarımda çok ehemmiyeti var ve nûrların Câmiü’l-Ezher’i ve Medresetü’z-Zehrâsı’nın merkezi hükmündedir.
Benim tarafımdan o musîbetzedelere deyiniz ki: Nass-ı hadîsle, böyle musîbetlerde ehl-i îmânın zâyi‘ olan malları tam sadaka hükmündedir. Husûsen bu Ramazânda, yüz sadakadır. O fânî mallar, bâkî ve daha çok ebedî mallara inkılâb ederler.
SAYFA 194
Onun için sabır içinde bir cihette şükretmek gerektir. İnşâallâh dünyada dahi o keffâretü’z-zünûb olan zâyiin yerine Erhamü’r-Râhimîn ihsân eder. Geçmiş olsun, başınız sağ olsun, fâidesiz merâk etmeyiniz .
Sâniyen: Bu çeşit kazaların bir sebebi, beşerin çirkin bir hatâsı bulunmasından, bu Ramazân-ı Şerîf’in hürmetini ve kıymetini muhâfaza etmek ve nûrları himâye etmek, her yerden ziyâde nûrların menba‘ı ve medresesi olan Isparta borçludur ve vazîfesidir. Ve sefâhetlere karşı şeâir-i İslâmiyeyi muhâfaza etmekle mükelleftir. وَاتَّقُوا فِتْنَةً لَا تُصٖیبَنَّ الَّذٖینَ ظَلَمُوا مِنْكُمْ خَٓاصَّةً sırrıyla bazı zâlim ve fâsıkların yüzünden çok ma‘sûmlar yanar ve belâ görür. Acaba burada yani Emirdağı’nda ve başka yerlerde nûrlara ilişmeleri gibi belâların def‘ine bir vesîlesi olan Risâle-i Nûr’u orada da bir derece susdurmasına bir gizli teşebbüs mü var ki, müteaddid vâkıa ve tecrübeler ile olduğu gibi, yine o zâlimâne hücûmu durdurmak için bu semâvî ve ateşli hâdise çıktı. Hakîkaten ben her vakit kalben titredim. Aman Isparta şâkirdlerine ilişmesinler diye çok merâkla her haftada gelecek mektûbu bekliyorum.
Sâlisen: Resmî bir hoca ve bid‘alara tarafdâr vazîfesi i‘tibâriyle nûrların parlak fütâhâtına karşı bir bulantı vermek için hiç bir şey bulmayarak, yalnız yüz cevâbı bulunan bir kelimenin isti‘mâlini bahâne bulmuş ki, size bir sûret-i cevâbı gönderilmiş.
SAYFA 195
Bundan anlaşılıyor ki, münâfıklar nûrlara karşı bid‘a tarafdârı olan hocaları isti‘mâl ediyorlar. Münâfıkların başka plânları akîm kalmasından, bu elîm ve acı ve bulandırıcı ve te’sîrli plânı isti‘mâl ediyorlar.
Nûrcular gāyet ihtiyât ve dikkat ve metânet ve mu‘terizleri aldırmamak ve münâkaşa etmemek ve habbeyi kubbe yapmalarına karşı ortalıkta binler ekberü’l-kebâiri görmüyorsun. Bir küçücük ve günâhsız bir sehvi görüyorsun. Ve belki bu azîz kelimesi gibi şimdiye kadar on def‘a olduğu gibi, tam doğru ve hakîkat bir mes’eleyi kendi bilemiyor. Yanlıştır der, kendisi hatâ eder.
Râbian: İnebolu hem Zülfikār’ı eski harfle, hem Asâ-yı Mûsâ’yı yeni harfle makine ile yazıyor mu ki, ikisinden numûne gönderildi. Eğer öyle ise, yüz bin Bârekallâh deriz. Umûm kardeşlerimize selâm ve selâmetlerine duâ ederiz. Ve duâlarını ricâ ederiz
اَلْبَاقٖی هُوَ الْبَاقٖی
Kardeşiniz Saîdü’n-Nûrsî
SAYFA 196
Çok eski ve çok sâdık rükûnlardan Halîl İbrâhîm’in nûrlar hakkında ihlâsını ve sadâkatini ve i‘tikādını gösteren eski fıkraları gibi bu da Lâhika’ya girebilir.
[241]
بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ
وَاِنْ مِنْ شَیْءٍ اِلَّا یُسَبِّحُ بِحَمْدِهٖ
اَلسَّلَامُ عَلَیْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ بِعَدَدِ قَطَرَاتِ الْاَمْطَارِ وَاَوْرَاقِ الْاَشْجَارِ وَاَمْوَاجِ الْبِحَارِ وَبِعَدَدِ حُرُوفَاتِ رِسَالَةِ النُّورِ وَعَصَا مُوسٰی وَذُو الْفِقَارِ
Muhterem, Mübârek, Sevgili Üstâdım Efendim,
Bütün leyl ü nehârınız mübârek ve hâssaten Ramazân-ı mübârekiniz ve bilhassa Leyle-i Kadr’inizi tebcîl ve bayramlarınızı tebrîk ve tes‘îd eylerim. Ve başta dürr-i yektâmız, Üstâdımız, efendimiz ve biricik şâhımız olduğu hâlde, Cenâb-ı Erhamü’-Râhimîn Hazretleri’nden dünyada daha nice mübârek ve mes‘ûd günler yaşamamızı ve âhirette ise şefî‘-i a‘zam ve Nebiyy-i Muhterem sallallâhü aleyhi vesellem Livâü’l-Hamd’inin sâyesinde rü’yet-i Cemâlullâh ile müşerref ve mes‘ûd ve bahtiyar olmaklığımızı onun deryâ-yı rahmetinin fazlından, ihsânından, in‘âmından, ikrâmından, şefkatinden her an tazarru‘ ve niyâz eylerim. اَللّٰهُمَّ اَحْیِنَا سَعٖیدًا وَاَمِتْنَا شَهٖیدًا بِرَحْمَتِكَ یَٓا اَرْحَمَ الرَّاحِمٖینَ
Bilvesîle arz-ı hürmetlerimle mübârek, feyyâz-ı bahş yed-i saâdetlerinden takbîl eyler ve dâimî duâlarınızda bâis-i mağfiret olmaklığımı Cenâb-ı Erhamü’r-Râhimîn’den niyâzda
SAYFA 197
bulunmanızı istirhâm eyler ve şu münâsebetle nâkıs kalemimden zuhûr eden Risâle-i Nûr hakkındaki yazılarımı hüsn-ü kabûl buyurmanızı ricâ eylerim.
1
Muhibb-i Sübhân’dır Risâletü’n-Nûr
Mir’ât-ı Kur’ân’dır Risâletü’n-Nûr
Sırr-ı Furkān’dır Risâletü’n-Nûr
Cevâhir-i Kur’ân’dır Risâletü’n-Nûr
İlm-i irfândır Risâletü’n-Nûr
Tevhîd-i iz‘ândır Risâletü’n-Nûr
Vahdet-i îmândır Risâletü’n-Nûr
Huccet-i îmândır Risâletü’n-Nûr
Mün‘im-i ikrâmdır Risâletü’n-Nûr
Mûris-i Resûl-ü ikramdır Risâletü’n-Nûr
Bâis-i afv-ı gufrândır Risâletü’n-Nûr
Eltâf-ı bedî‘-i âhirzamandır Risâlei’n-Nûr
Semâ’-ı cân-ı âşıkāndır Risâlei’n-Nûr
Hakîkat-i insândır Risâlei’n-Nûr
Feyz-i Rahmân’dır Risâlei’n-Nûr
2
Ahbâba meydândır Risâlei’n-Nûr
Düşmana fincandır Risâlei’n-Nûr
Âyîne-i mahbûb-ı cemâldir Risâlei’n-Nûr
Bekā-i likā visâldir Risâlei’n-Nûr
Müşâhede-i cemâle mirsâddır Risâlei’n-Nûr
Sanâyi‘-i bedâyie müstağraktır Risâlei’n-Nûr
Kantara-i hakîkattir Risâlei’n-Nûr
İmâd-ı hidâyettir Risâlei’n-Nûr
Mekteb-i irfândır Risâlei’n-Nûr
Cehle düşmandır Risâlei’n-Nûr
Bahr-i bî-pâyândır Risâlei’n-Nûr
Şems-i tâbândır Risâlei’n-Nûr
Kenz-i mahfîdir Risâlei’n-Nûr
Nefha-i Saîd’dir Risâlei’n-Nûr
Sûret-i nakş-ı Muhammediyedir asm Risâlei’n-Nûr
SAYFA 198
3
Sâye-i nakş-ı kâinâttır Risâlei’n-Nûr
İttibâ‘-ı sünnettir Risâlei’n-Nûr
Huzûzât-ı nisyândır Risâlei’n-Nûr
هُوَ یُطْعِمُنٖی وَیَسْقٖینِ: dir Risâle-Nûr
اِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ یَشْفٖینِ: dir Risâlei’n-Nûr
Kevkeb-i ledündür Risâlei’n-Nûr
Kehkeşân-ı nücûmdur Risâlei’n-Nûr
Hüsn-ü sûret, sûret-i behcet-i cemâldir Risâlei’n-Nûr
Ahsen-i savt, mezâhir-i kemâldir Risâlei’n-Nûr
Hüsn-ü sûret, rağbet-i âlemdir Risâlei’n-Nûr
Ahsen-i savt, sîret-i a‘zamdır Risâlei’n-Nûr
Ahsen-i sîret ibkā-yı bekādır Risâlei’n-Nûr
İsmi güzel kendi güzel Risâlei’n-Nûr
Feyzî güzel kendi güzel Risâlei’n-Nûr
Güzeller padişahıdır Risâlei’n-Nûr
Padişahlar güzelidir Risâlei’n-Nûr
Her ân duânıza muhtâç âciz, nâkıs, günâhkâr kardeşiniz
Halîl İbrâhîm
SAYFA 199
[242]
بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ
اَلسَّلَامُ عَلَیْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُٓ اَبَدًا دَٓائِمًا
Azîz, Sıddîk kardeşlerim,
Evvelâ: Leyle-i Kadr gizli olmasından Ramazânın her gecesinde, husûsen nısf-ı ahîrde ve bilhassa aşr-ı ahîrde ve bilhassa yirmi bir yirmi üç yirmi beş yirmi yedi, yirmidokuzda bulunması ihtimâliyle onlarda aramalı diye hadîste vardır. Cenâb-ı Erhamü’r-Râhimîn Nûrcular hakkında bu Ramazân’ın her bir gecesini bir Leyle-i Kadr kadar sevâbdâr ve Leyle-i Kadri de bin ay kadar hayırlı yapsın. Âmîn Âmîn Âmîn.
Sâniyen: On üçüncü Şuâ‘ nâmındaki küçük mektûbları Husrev’in yazdığı nüshayı okudum. Fıkraları çok beğendim. Çok samîmî ve ayn-ı hakîkat gördüm. Husrev’in âdetine muhâlif olarak çok zaman onun ile meşgūl olmasını haklı gördüm. İçinde çok ehemmiyetli fıkralar var. Lâhika’ya girdiği hâlde yine mühim bir kısmı müstakil yazılsa münâsibtir.
Sâlisen: İnebolu civârında bulunan ve nûrlara güzel kalemiyle çok hizmet eden kardeşlerimizden Mehmed Zekeriyyâ’nın bir mektûbunu aldım. Endişelerimi izâle edip beni mesrûr eyledi. Şimdi nûrların bir vazîfesi olan, çocuklara Kur’ân okutmak ve îmân derslerini vermek hizmetiyle meşgūl olduğunu yazıyor. Ona yazınız ki,
SAYFA 200
Bu hizmetin, aynen eskide Nûrlara çalışmanız gibi kıymetlidir. Hem senin yazdığın kesretli risâleler, senin bedeline nûrların neşrine hizmet ederler. Merâk etmesin. O, eski makamını muhâfaza ediyor.
Râbian: Makine mahsûlâtını tam muhâfaza için ayrı ayrı ve emîn yerlerde saklayınız ki, bir tecessüs olsa bütününe zarar gelmesin. Hem Nazîf ile bu vazîfede meşveret edip yazılarınızı numûne için birbirinize gönderiniz. Ve çok ihtiyât ve sıhhatine dikkat ediniz. Dünyevî fırtınalar sizi sarsmasın. Eğer inâyet-i Rabbâniye ile bu kudsî vazîfe tam yerine gelse, bu millete ve Âlem-i İslâm’a pek büyük fâidesi olacak. Umûm kardeşlerimize selâm Ve selâmetlerine ve Ramazânlarının makbûliyetine duâ ederiz.
اَلْبَاقٖی هُوَ الْبَاقٖی
Duânıza muhtâç Kardeşiniz Saîdü’n-Nûrsî
[243]
بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ
Nûreddîn, Mehmed, İsmâîl, Nâil’in fıkralarıdır.
Üstâdımızın rızkında acîb bir bereket biz Nûreddîn, Mehmed, İsmâîl, Nâil gördük ki, Ramazân’ın başından on altı gün kadar buranın küçük ekmeğinin bir tanesinin
SAYFA 201
yarısından dört veya beş parçasından Hâşiye bir tek parça yirmi gram kadar hem sahûrda ve hem iftârda suyu çok bir çorba ile kâfî geldiğini gözümüzle gördük. Şüphemiz kalmadı ki, yaptığı iktisâda binâen rızkındaki bir berekettir.
Acîbdir ki on beşinci günü böyle hesab ettik. izhâr edildi. Aynı gecede bereket noksânlaştı. Gözümüz ile gördük. Keşke söylemese idik de bereket kalkmasa idi. Üstâdımıza zarar ettik.
Üstâdımızın hizmetinde bulunanlar Nâil, İsmâîl, Mehmed, Nûreddîn
Evet. ben de bu dört kardeşin gördüğünü katʻiyen tasdîk ediyorum. Ceylan
Kuvvetli ve dikkatli kalemiyle nûrlara ehemmiyetli hizmet eden hâlis muhlis bir kardeşimiz olan Râşid’in bu samîmî ve duâlı güzel fıkrası Emirdağ talebeleri nâmına Lâhika’ya geçsin.
SAYFA 202
[244]
بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ
وَاِنْ مِنْ شَیْءٍ اِلَّا یُسَبِّحُ بِحَمْدِهٖ
Çok Muhterem, çok Sevgili Üstâdımız Efendimiz Hazretleri,
Vasiyetnâmenizden müteessir olduğumuzu bildiren şu kusûrlu yazılarımızı huzûrunuza sunar, kabûlünü ricâ eder, bu vesîle ile de ihtirâmâtımı takdîm ederek mübârek el ve ayaklarınızı öperiz efendimiz hazretleri
1
Vasiyetnâmeniz ağlattı bizi
Kalbimizden silinmez ayrılık izi
Allâh için olsun unutma bizi
Nûrlu ömrün uzun olsun Üstâdım.
2
Risâlei’n-Nûr’dur nûrlu yazısı
Kalbimize düştü firkat acısı
Yâ Rab bize bağışla Üstâdımızı
Nûrlu ömrün uzun olsun Üstâdım.
3
Nûr yolunu sensin bize gösteren
Nûr ilini sensin bize bildirdin
Bu cihetle hepimizi tâ özünden güldürdün
Nûrlu ömrün uzun olsun Üstâdım.
4
Emirdağı meyvesinin çiçeği
Bozdurur zındıkların ocağı
Risâlei’n-Nûr’dur Deccâl’ı öldüren bıçağı
Nûrlu ömrün uzun olsun Üstâdım.
SAYFA 203
5
Senin nûrun yüzümüzü güldüren
Nûrdur bize doğru yolu bulduran
Dalâleti, bid‘aları tâ kökünden öldüren
Nûrlu ömrün uzun olsun Üstâdım.
6
Bütün dünya nûruna el bağlıyor
Şâkirdlerin gizli gizli ağlıyor
Nûr firkat ciğerleri dâğlıyor
Nûrlu ömrün uzun olsun Üstâdım.
7
Çoktan beri göremedik nûrlu yüzünü
Eserinde okuyoruz mutlu sözünü
Nûrdur senin biliyoruz özünü
Nûrlu ömrün uzun olsun Üstâdım.
8
Risâlei'n-Nûr’dan aldık ilhâmı
Attık artık bid‘alı efhâmı
Risâlei’n-Nûr’dur Hakkın kelâmı
Nûrlu ömrün uzun olsun Üstâdım.
9
Nûr uğrunda arşa çıktı ünümüz
Hazret-i Üstâd’dır nûrlu pîrimiz
Nûr yoluna fedâ olsun canımız
Nûrlu ömrün uzun olsun Üstâdım.
10
Daldık şimdi bizler nûrlu deryaya
Kapılmayız artık kuru hülyaya
Şimdiden sonra aldanmayız riyâya
Nûrlu ömrün uzun olsun Üstâdım.
11
Kardeşlerim haber vereyim size
Hakk selâmet versin o nûrlu yüze
Üstâdım hakkını helâl et bize
Nûrlu ömrün uzun olsun Üstâdım.
Emirdağ nûr talebeleri nâmına fazla kusûrlu talebeniz Râşid
SAYFA 204
[245]
بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ
اَلسَّلَامُ عَلَیْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ
Azîz, Sıddîk, Mübârek, Kahraman Kardeşlerim.
Evvelâ: Bin def‘a mübârek Leyle-i Kadr’inizi tebrîk ederiz.
Sâniyen: Seydi’yle gönderdiğiniz Zülfikār-ı Mu‘cizât ve Mehmed Nûrî’nin güzel seccâdesi ve onun ve Kahraman Rüşdü’nün ve Tenekeci Mehmed’in gül yağı şişeleri ve Terzi Mehmed’in tatlısı Medresetü’z-Zehrâ’nın umûm şâkirdleri nâmına Ramazân ve bayram hediyesi olarak kabûl edildi.
Medrese-i Nûriyenin kahramanlarından Süleymân’ın yazdığı Zülfikār çok mükemmeldir. Cenâb-ı Hakk her harfine mukābil defter-i a‘mâline bin hasene yazdırsın. Biz dahi bin Mâşâallâh deriz. Ve Husrev’in çok şirin yazısıyla Zülfikār’ın tab‘ı bizi fevka’l-had mesrûr ettiği gibi, İnşâallâh Âlem-i İslâm’ı ve bu memleketi çok memnûn edecek. Umûma selâm
اَلْبَاقٖی هُوَ الْبَاقٖی
Kardeşiniz Saîdü’n-Nûrsî
Abdülmecîd’e yazılan bir mektûb beraberdir.
Mübârek kardeşimiz Terzi Mehmed’in küçük ve tatlı ekmeklerini de aldık. Hilâf-ı âdet kabûl ettik.
SAYFA 205
[246]
بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ
اَلسَّلَامُ عَلَیْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ
Azîz, Sıddîk Kardeşim Abdülmecîd, evvelâ Hem Ramazân’ınızı, hem Leyle-i Kadr’inizi, hem bayramınızı tebrîk edip, merhûm Fuâd’ın vefâtı senin tam intibâhına sebeb olmasını tahsîn ve takdîr ve tebrîk ediyorum. Senin, Meyve’nin Yedinci Mes’elesi’ne bir hâşiye ve îzâh fikriyle yazdığın Fuâdiye risâleciğini on mektûb yerinde kabûl ettim. Hatta kısm-ı a‘zamını Lâhika’ya yazmak niyet ettim. Fakat bazı cümleleri Risâle-i Nûr’un mesleğine ve meşrebine uygun gelmediğinden şimdilik ıslâh ve ta‘dîl etmeye hâlim müsâade etmediğinden bayramdan sonraya te’hîr edildi.
Meselâ: Her zaman zikr-i cemîlin benim vird-i zebân; kalp senindir, dil senindir, dil de senin her zaman; fıkrasını senin gibi nûrun bir şâkirdi mahdûmuna söylemez.
Hem meselâ: لَوْلَاكَ لَوْلَاكَ لَمَا خَلَقْتُ الْاَفْلَاكَ beyânında, Bu hitâb zâhiren Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’a müteveccih ise de, zımnen hayâta ve zevi’l-hayata râci‘dir fıkrası, ta‘dîle muhtâçtır. Çünkü küllî hakîkat-i Muhammediye Aleyhissalâtü Vesselâm hem hayâtın hayatı, hem kâinâtın hayatı, hem İsm-i A‘zam’ın tecellî-i a’zamının mazharı ve bütün zîrûhların nûru ve kâinâtın çekirdek-i aslîsi ve gâye-i hılkati ve meyve-i ekmeli olmasından, o hitâb doğrudan doğruya ona bakar. Sonra hayâta ve şuûra ve ubûdiyete onun hesabına nazar eder.
SAYFA 206
Hem meselâ: Felsefeye temas eden bazı cümleler Mürûr-u zamanla kabuk bağlamış, sonra toprağa inkılâb etmiş, sonra nebâtât husûle gelmiş, sonra hayvanât vücûda gelmiş gibi ta‘bîrler, îcâd ve hılkat-i İlâhiye noktasında felsefîdir, Risâle-i Nûr’un san‘at ve îcâd-ı İlâhî cihetindeki beyânâtına münâsib düşmüyor.
Her ne ise, bu küçücük kusur ile beraber sen, haşir hakkında nûrun emsâlsiz huccetlerinden tam ve mükemmel bir ders alıp, Eski Saîd’in mümtâz bir şâkirdi olduğun gibi, İnşâallâh Risâle-i Nûr’un dahi mükemmel bir şâkirdi ve dikkatli bir muallimi olacağına kuvvetli bir huccettir. Ben müsâid bir vakitte bazı kelimeleri ya ıslâh veya ta‘dîl ederek Haşir Mes’elesine Bir Îzâhlı Hâşiye nâmında Lâhika’ya dercetmek için senin gibi nûrdan tam ders alanlara göndereceğim. Sen evlâdlarınla beraber başta Fuâd, her gün duâlarımda ve ma‘nevî yanımda bulunuyorsunuz. Ve senin şimdi vazîfe-i resmiye cihetiyle çocuklara Kur’ân-ı Azîmü’ş-şân’ı okutmanı bütün rûh u cânımla tebrîk ediyorum. Bin Bârekallâh derim.
Hem civârınızda, hem memlekette bütün dost ve akrabalara selâmımı teblîğ ediniz. Şimdi Zülfikār-ı Mu‘cizât ve Asâ-yı Mûsâ Mecmûaları teksîr makinesiyle iki merkezde tab‘edilmesinden, sen bütün kuvvetinle tashîh cihetinde güzel kalemin ile ve dikkatli ilmin ile tam alâkadâr ol
اَلْبَاقٖی هُوَ الْبَاقٖی
Kardeşiniz Saîdü’n-Nûrsî