EMİRDAĞ LÂHİKASI 2. CİLD

162

[228]

بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ

وَاِنْ مِنْ شَیْءٍ اِلَّا یُسَبِّحُ بِحَمْدِهٖ

اَلسَّلَامُ عَلَیْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُٓ اَبَدَ الْاٰ بِدٖینَ

Azîz, Sıddîk Kardeşlerim,

Evvelâ: Sizin üç merkezde üç makineye dâir müjdeniz nûrun fütûhâtına geniş bir zemîn ihzâr edilmiş diye bütün rûh u cânımla mesrûrâne şükrettim. Tashîhât hakkındaki endişelerim kalmadı. Çünkü sizler dâimâ başında bulunacaksınız. Hem bu pek büyük hizmet-i îmâniye temiz, kuvvetli, mübârek elleriniz ile olacak. Matbaacıların kirli elleri karışmayacak. Hem yine tekrar ederim ki, en ehemmiyetli mes’ele tashîhine dikkat etmektir. Az olsa, yanlışsız olsa daha iyidir. Rakîbler tarafından medâr-ı i‘tirâz ve tenkîd olmamak için sıhhatine ihtimâm etmek gerektir. Ve şimdilik eski yazı ile olsa daha münâsibdir. Tevâfuk muhâfaza edilmese de zararı yok. Belki kendine mahsûs başka tevâfuk çıkar.

Hem mâdem iki sahîfe yazılsa teraşşuh eder. İnebolu gibi yalnız uzun kıt‘ada bir sahîfe yazılsın. Hem elmas kalemler Makine geldi, hizmetimiz hafifleşti demesinler. Belki daha parlak bir fa‘âliyet meydanı açıldı. Yüzer nüshaların tashîhâtı ve yüzer risâlelerin ayrı ayrı ve beraber yüz binlere yetiştirmek için

163

beş nevi‘ ibâdet hükmündeki kalem ile yazmak vazîfesi, başka tarzda İnşâallâh ziyâdeleşecek. Noksân olmayacak.

Sâniyen: Şimdilik asabiyetiyle hâricî ve dâhilî cereyânların mücâdeleleri içinde Dâhiliye Vekîli’ni mahkemeye vermeye dâir pek kuvvetli açık mektûbum gazeteye ve makamâta verilmemesi isâbettir. Yoksa istibdâd-ı mutlakın pek zâhir bir misâlini gösterdiği için çok dedikodulara sebeb olup nazar-ı dikkati bize celb edecekti. Hâlbuki maslahatımız onlar bizi düşünmemektedir.

Sâlisen: Uşak’ta İmâm İzzet ma‘sûm evlâtları ile Şâkir Şeref Fahreddîn ve orada mektûbunda isimleri bulunan şâkirdler ile yazdıkları uzun mektûbu okudum, Mâşâallâh Bârekallâh dedim. İnşâallâh hânesini ve köyünü tam nûrlandıracak. Homalı Mehmed Alî’nin de samîmî ve hâlis, fakat imlâsız mektûbunu okudum. Veffekakellâh ve Bârekallâh dedim. Onlara ve rüfekālarına selâm ve Ramazânlarını tebrîk ederiz. Umûma selâm.

اَلْبَاقٖی هُوَ الْبَاقٖی

Kardeşiniz Saîdü’n-Nûrsî

Kusura bakmayınız, başımı kaşıyacak kadar vaktim yok. Meşgalem çok.

164

[229]

بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ

اَلسَّلَامُ عَلَیْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُٓ اَبَدًا دَٓائِمًا

Azîz, Sıddîk, Kahraman, Sarsılmaz, Çekilmez, Mücâhid Kardeşlerim,

Evvelâ: Hem sizi hem ikinci küçük Isparta kahramanlarını hem bütün Nûrcuları tebrîk ediyoruz ki, bu kudsî hizmet-i nûriye-i îmâniye, makine vâsıtasıyla yine mübârek kalemlerinize kısmet oldu. Kahraman Nazîf’in dediği gibi, bu sırada tam Zülfikār’ın lüzûm-u neşri hengâmında bu hârika makinenin imdâdımıza gelmesi, Zülfikār-ı Mu‘cizâtın mu‘cizevârî bir kerâmeti ve büyük bir inâyet-i Rabbâniyedir.

Hem Husrev ve Tâhirî gibi güzel ve şirin yazıları aynen intişâr eder. Fakat Nazîf’in buraya yazdığı îzâhâtında anlaşılıyor ki çok masraflı düşer. Şimdilik iki yüz veya beş yüz veya bin nüsha, hem eski yazı ile taksîmü’l-a‘mâl kāidesiyle Zülfikār’a Nazîf’ler başlaması gibi, siz dahi Asâ-yı Mûsâ veya İstanbul’a Tâhirî’nin tab‘ etmesi için beraber aldığı ma‘nevî Târîhçe-i Hayât Mecmûası veyâhûd İnebolu makinesine makinenizle Zülfikār’dan Mu‘cizât-ı Ahmediye parçasını onların yazdıkları aynı kıt‘ada yazıp yardım ediniz. Mâdem Risâlelerden daha müteaddid mecmûalar çıkacaklar. Siz meşveretle intihâb edersiniz.

Kardeşlerim, dünya işlerini bilemediğimden size havâle ediyorum. Bu büyük masraflara karşı ekser kardeşler fakîrü’l-hâl ve çoktan beri aleyhimizde propaganda ile herkeste

165

bir çekinmek ve nûrlardan kaçınmak cihetiyle abone usûlüyle, hem ucuz verilmemek, tâ kıymetini takdîr etmeyenlerin ellerine düşmesin, hem büyük masraflara girmemek, hem temkînli ve ihtiyâtlı bulunmak ve hürriyetçilerin nûrun neşrinde yardımlarını ve himâyelerini elde etmek lâzım geliyor.

Sâniyen: Ben bu sene çok zayıfım ve zehirlenmeden teessürâtım ve teellümâtım ziyâdeleşmiş. Ve buranın havasıyla imtizâc edemediğimden hasta oluyorum. Bu pek çok kıymetdâr Ramazân-ı Şerîf’te çalışmama makbûl duâlarınızla yardım etmenize çok ihtiyacım var. Ve derim: Ya Rab, bu Ramazân’daki Leyle-i Kadr’i nûr şâkirdleri hakkında bin ay kadar hayırlı yap. Ve Ramazân’ın her bir gününü onlara bin gün ve her geceyi bin gece kadar sevâblı ve fazîletli eyle. Âmîn Âmîn. Umûma selâm.

اَلْبَاقٖی هُوَ الْبَاقٖی

Kardeşiniz Saîdü’n-Nûrsî

[230]

بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ

اَلسَّلَامُ عَلَیْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُٓ اَبَدًا دَٓائِمًا

Azîz, Sıddîk kardeşlerim,

Evvelâ: Tekrar mübârek Ramazân’ınızı tebrîk ederiz. Sâniyen: İki kahraman kardeşin Rüştü, Burhân ve Mu‘cizât-ı Ahmediye’de yedi çocuğun bir cihette bir sekizincisi

166

hükmüne geçen Süleymân Rüştü’nün mübârek kerîmesinin makine ile Zülfikār-ı Mu‘cizât’a çalışmasını ve Husrev ve Tâhirî’nin şirin ve dikkatli yazılarını teksîr etmeyi fedâkârâne deruhde etmelerini bütün rûh u cânımızla onları tebrîk ederek, şimdiye kadar pek fevkalâde nûrlara ettikleri kıymetdâr ve meyvedâr sâbık hizmetlerine karşı, Risâle-i Nûr hesabına binler Mâşâallâh ve Bârekallâh ve Veffakakümullâh deriz. Hâşiye

اَلْبَاقٖی هُوَ الْبَاقٖی

Umûma selâm ve duâ ve istid‘â eden bir parça râhatsız kardeşiniz Saîdü’n-Nûrsî

167

[231]

Aşağıya yazılan parçayı mübârek Üstâdımız Emirdağı’nda Ceylan’a yazmış. Ceylan da berây-ı ma‘lûmât bize göndermiş. Biz de Lâhikalarımıza kaydederek size gönderiyoruz.

Ceylan, Nazîf’e yaz ki: Bin veya beş yüz nüsha yeter. Fazla olsa şimdilik münâsib değil. Hem Isparta’da aynen beş yüz nüsha makine ile yazmaya başlamışlar. Hem Husrev ve Tâhirî gibi zâtların kuvvetli ve dikkatli ve güzel kalemleri İnebolu’ya gelemez. Isparta muhîtinde nûrların tashîhli nüshaları ve çok dikkatli şâkirdleri var. Herhalde meşveretle ve teennî ile hareket etmek ve çoklukla değil, belki sıhhatli ve yanlışsız olmasına ehemmiyet vermek lâzımdır

سع

Lâhika’ya; Husrev’in mektûbudur.

[232]

بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ

وَاِنْ مِنْ شَیْءٍ اِلَّا یُسَبِّحُ بِحَمْدِهٖ

اَلسَّلَامُ عَلَیْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُٓ اَبَدًا دَٓائِمًا

Çok Azîz, çok Mübârek, çok Kıymetdâr çok Sevgili Üstâdımız Efendimiz Hazretleri,

Arz-ı ta‘zîmât ve takdîm-i ihtirâmât ile hâtır-ı şerîflerinizi suâl eder, sıhhat ve

168

âfiyetinize duâ ederiz. Yine her vakit olduğu gibi bu def‘a da huzûr u sükûnunuzu bütün bütün ihlâl eden ve hiç yoktan sebebsiz on def‘adan fazla hükûmete celbedilmeniz hâdisesine son verilmek üzere Emirdağı kardeşlerimize hitâben yazılmış acıklı bir pusulanız ile birlikte sevgili Üstâdımıza ve nûrlara yapılan bu tahkîrkârâne ihânet ve şetimlerinin cezâsı olarak bir gecede dört def‘a şiddetli gelen zelzele ile, Risâle-i Nûr’un ta‘tîline rızâ göstermeyen ve sevimli müellifinin hiç bir tevbîh ve tahkîre hedef olmasına müsâade etmeyen inâyet-i İlâhiye yalnız Emirdağı’nda değil, silsilevârî alâkadâr olan Afyon ve Ankara da dâhil olmak üzere zâlimleri korkutması ve titretmesi ile, Risâle-i Nûr’un bir vesîle-i def‘-i belâ olduğunu tekrar gösterdiğini bildiren acıklı bir mektûbunuzu ve beraberinde Emirdağı zâbıtasıyla bir hasbihâlinizi ve kaymakamın cebrî emriyle sevgili Üstâdımızı hükûmete istemeleri üzerine onlara söylediğiniz ifâdelerinizi aldık.

İki gün sonra çok uzaklardan sevgili Üstâdımızla görüşmek için gelen ve zarûretle görüşmeden giden zâtların, sûrî bir sâat sohbete mukābil, Asâ-yı Mûsâ ile bir sene ma‘nevî sohbet etmeleri, hem müellifinin en ince hissiyât ve latîfeleriyle en yüksek ve en dakîk hakîkatleri en nûrânî ve en nâfiz ve en ulvî makamdan aldığı dersi müstefîdâne dinlemelerinin ehemmiyet ve kıymetini çok güzel bir sûrette îzâh eden; ve sevgili mübârek Üstâdımızın müdâfaâtındaki

169

zelzelelerle alâkadâr olan ve şiddetli olduğu hâlde zararsız geçen bu dört zelzelenin bir hikmeti, mübârek Üstâdımızı tekrar cebren hükûmete götürmek için emir alıp sevgili Üstâdımızın kapısına gelen bir onbaşı ile bekçilerin Sevgili Üstâdımız kendi kapılarını kilitlemeleri üzerine Biz vazîfemizden isti‘fâ ederiz. Bu kapıyı kırmayız deyip geri dönüp gitmeleri ve sevgili Üstâdımızı daha çok rencîde etmemeleri gösterilen, ve eğer bu maddeten küçük Medrese-i Nûriyenin kapısı kırılsa idi Denizli hapsinde gelen zelzeleler gibi dehşetli zelzeleler ile inâyet ve rahmet-i İlâhiye imdâda geleceği tebşîr edilen, sabır ve tahammülde, temkîn ve sükûnda hârika metânet gösteren sevgili Üstâdımıza bu hâl-i esefin şimdiye kadar gördüğü işkence azâblardan daha çok ağır geldiğini ve fakat nûr ve Nûrcuların hâtırları için sükûnetin kat‘î lüzûmu, sevgili mübârek Üstâdımızı teskîn ettiğini iş‘âr eden; ve Sava kahramanlarından Nûrcu Marangoz Ahmed’in sevgili Üstâdımız için Dâvrâz Dağı’nın başında uhrevî bir menzil yapmak arzusundaki mektûbunun ba‘de’t-tashîh ve ta‘dîl Lâhikalarımıza kaydedilmesi hakkındaki bir diğer hüzünlü mektûbunuzu aldık. Hepsini de birlikte, Marangoz Ahmed’in mektûbunu da tashîh ve ta‘dîl ederek Lâhikalarımıza kaydedip arkadaşlarımıza tamâmen gönderdik.

Azîz ve mübârek Üstâdımız, bu hüzünlü ve elemli yazılarınız bizi de pek çok muzdarib bir hâlde bırakmış. Fakat inâyet-i İlâhiyenin yâr olup yardıma koşması ve sevgili

170

Üstâdımızın izzet ve şerefini, haysiyet ve refahını çok def‘alar bizim için terkederek, bu kadar gadirli, işkenceli azâbları hazmetmesi, bizi çok şükrettirdi. Ve sevgili mübârek Üstâdımızın sabır ve tahammülde daha çok metîn olmaları için duâ ettirdi

اَلْبَاقٖی هُوَ الْبَاقٖی

Kusûrlu talebeniz Husrev

[233]

بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ

اَلسَّلَامُ عَلَیْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ

بِعَدَدِ عَاشِرَاتِ دَقَٓائِقِ شَهْرِ رَمَضَانَ

Azîz, Sıddîk, Fedâkâr Kardeşlerim,

İnebolu kahramanlarının tebrîk mektûblarında iki tevâfuk ve iki kuşun garîp ziyâretleri çok ma‘nîdârdır. Evet, benim bir tek mektûbumu yazan bir tek adamı hükûmetçe araştırması ve ehemmiyetle bakması bir tazyîk zamanında, şahsımdan binler derece daha ziyâde konuşan ve te’sîrli ders veren Risâle-i Nûr’un Zülfikār-ı Mu‘cizât’ın bin nüshaları ve bin dille ve binler mektûbâtıyla şimdiye kadar çok rakîbleri bulunan ve ta‘kîb edilen ve mümâşâta tenezzül edemeyen Ahmed Nazîf’in kalemiyle serbest ve mümânaât görmeden yazılmasına, değil yalnız kuşlar, belki melekler ve rûhanîlerden bir kısım temessül edip bu hârika muvaffakıyeti tebrîk etseler, yine çok değil. Biz dahi

171

o küçük Isparta kahramânlarına binler Bârekallâh ve Mâşâallâh ve Veffakakümullâh deriz. Bütün rûh u cânımızla onları tebrîk ederiz ve bu pek büyük vazîfede ihtiyât ve dikkatin lüzûmunu ihtâr ederiz.

Azîz kardeşlerim, kahraman Nazîf’in beş bin nüsha kadar teksîr fikrine şimdilik iştirâk etmediğimin üç sebebi var.

Birincisi: Risâle-i Nûr’un meşrebi, izhâr-ı hâcet etmemek ve ehl-i dünyânın cemâatlerinde ve sûiistîmal edilen ki:, İâneler toplamak gibi başkalarının mâlî yardımlarını istememek ve dünya menfaati için mukaddesâtı âlet edenlerin nazarlarında ihlâs zararına ver dememek, belki istemeden verilse ve kabûlünü ricâ edilmek şartıyla alınmaktır. Yoksa bu kadar rakîbler karşısında nûrların hâlis ve sâfî mesleğini muhâfazası müşkil olur.

İkinci sebeb: Nûrun çok mecmûaları var. Bütün himmet birisine sarfedilmemek; meselâ Lâhika ve Tasdîk-i Sikke-i Gaybiye ve resmî ve gayr-i resmî Müdâfaât Mecmûaları gibi çok vazîfeleri taksîmü’l-a‘mâl ile yapmak; ve üç merkez Denizli, Isparta, İnebolu tam tesânüd ve meşveretle, teennî ile hareket ve sarsıntılara meydan vermemektir.

Üçüncü sebeb: Ehl-i dünyâ aleyhimde ve nûrlar aleyhinde yirmi seneden beri umûmî propagandaları ekser halkı ve bilhassa en ziyâde alâkadâr olmaları onlara farz

172

olan hocaları o kadar ürkütmüş ki, kābil-i te’vîl olmayan bid‘aların altında kendilerini saklıyor, nûrlardan çekiniyorlar. Hatta bir kısmı bahâneleri arıyorlar ki, kendini ma‘zur göstersin diye nûrlar herkesin eline geçmesine bir cihette mâni‘ olmaktır.

Şimdilik bin veya beş yüz yeter. Her merkez kendi muhîtinde istenilmeden verilen yardımlara kanâat edip idare etsin. Fakat ben dünyaya bakamadığım için size havâle ediyorum. Yalnız fikrim budur diye yazdım. Yoksa siz meşveretle ne münâsib görseniz kabûl ederim.

Sâniyen: İnebolu makinesine yardım için tashîhimden geçmiş bir Zülfikār-ı Mu‘cizâtı lâzımdır. Ben Küçük İbrâhîm’e va‘detmiştim. Fakat şimdilik yanımda yoktur. Hem bu mübârek ayda râhatsızlık ve yalnızlık ve başka lüzûmlu meşgaleler tashîhe müsâade etmiyorlar. Herhalde Kastamonu’da Feyzî ve Emîn vâsıtasıyla ve Isparta’dan tam musahhah ve mükemmel parçaları ve mecmûanın eczâlarını tedârik etsinler. Hem sıhhatine ve yanlış olmamasına, makine mahsûlâtına pek çok dikkat etmek gerektir. Feyzî ve Küreli Nûrî ve İhsân ve Zekeriyyâ gibi parlak kalemler Nazîf’e yardımları lâzımdır. Hâşiye

اَلْبَاقٖی هُوَ الْبَاقٖی

173

Umûm kardeş ve hemşîrelerimize birer birer selâm ve selâmetlerine ve muvaffakiyetlerine duâ ederiz. Ve deriz: Ya Rabbenâ, bu Ramazândaki Leyle-i Kadr’i nûr şâkirdleri hakkında bin ay kadar hayırlı yap. Âmîn Âmîn Âmîn

Kardeşiniz hasta Saîdü’n-Nûrsî

İnebolu kahraman şâkirdlerinin Ramazân tebrîğine âit bu mektûbları Lâhika’ya geçsin.

[234]

بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ

وَاِنْ مِنْ شَیْءٍ اِلَّا یُسَبِّحُ بِحَمْدِهٖ

اَلسَّلَامُ عَلَیْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُٓ اَبَدًا دَٓائِمًا

Çok Sevgili, çok Azîz çok Mübârek ve Kıymetli Üstâdımız Efendimiz Hazretleri,

Zât-ı müncînize olan hasret ve iştiyâk ateşi, Risâle-i Nûr’a hizmet yollarında devre devre geçirdiğimiz muzafferâne ve gālibâne mücâhedâttan mütevellid hissiyât-ı azîmenin şevki, Asâ-yı Mûsâ Mecmûası’nın yazılması anlarında ve Zülfikār Mecmûası’nda yazılmaları arasında zuhûr eden hikmet, mecmûalarla kalplerimize dolan ferah ve sürûr neş’esi, en son müşerref olduğumuz açık mektûb emr-i âlîsine tebeiyyet eden şu birkaç haftalık vukūâtlar, Mûsâ Aleyhisselâm’ın asâsı ile taştan sular fışkırmasının bir nev‘i olan maddiyât ile mahsûr, şehevât ile ölmüş

174

kalplerin bir anda başka bir şekil alarak hayatlanması, bir vakitler iki üç kardeş bir arada gördükleri zaman tabiatla kör olmuş, evhâmla çıldırmış اَلْخَائِنُ خَائِفٌ zümresinin güpegündüz gözleri önünde binlerce insan taptıkları putları elleriyle kırarak bağırırken, biz Risâle-i Nûrculara lutf-u Sübhân, feyz ve himmet, siz Üstâdımız Hazret-i Bedîüzzamânın müzeyyen kanatları altında duyduğumuz his ve gördüğümüz mu‘cize-i Kur’ân ve nûr karşısında sabahlara kadar şükren Lillâh tecemmu‘ eden nûr meclisinde yirmi beş senedir siz sevgili Üstâdımızın her anbeân işâret edip haber verdiği vukūâtların tezâhüründen, hatta yarınlar ve hatta hayât-ı uhreviyeyi de aynen böylece siz sevgili Üstâdımızın Kur’ân’ın Risâle-i Nûr ile haber verdiği hakîkatler ve müjdeler tahakkuk etmişcesine bizlere verdiği sevinç, ferah ve sürûr ve onun âteş-i aşkı ve en sıcak ve sâf hissiyât-ı medîdesiyle şu mecliste bulunamayan kardeşlerimize de vekâleten hepimiz şeref-i hulûlüyle müşerref bulunduğumuz mübârek Ramazân-ı Şerîflerinizi âcizâne, fakîrâne ve çok kusur ve günâhlarımızla, fakat şefkat-i merhametle afflarınıza sığınarak tebrîke müsâraatla müşerref olarak, çok sevgili siz Üstâdımızın ömürleri müzdâd, sıhhat ve âfiyetle daha pek çok şühûr-u selâseler, Ramazân-ı Şerîflerde siz sevgili Üstâdımızı başımızda görmek isteyerek bizim için menba‘-ı hayât ve necât olan mübârek ve müteyemmin Hâk-i pâyilerinizi ve kadem-i şerîflerinizi ve mübârek ve temiz ellerinizi biz İnebolu ve havâlîsi Risâle-i Nûr şâkirdleri

175

hep ayrı ayrı yüzlerimize ve gözlerimize sürerek öpmekle mes‘ûd ve son derece müftehiriz.

Aynı hissiyâtlarla bildiğimiz ve bilmediğimiz bilcümle Risâle-i Nûr kardeşlerimizin ve bilhassa başta Husrev ve Tâhirî ve Kâtib Osmân ve Alî ve Mehmed ve Geylân ve refîkleri mübârek Isparta ve civârı, Kastamonu ve Denizli, Aydın ve Safranbolu ve Konya, Afyon ve Eskişehir ve civârları ve daha hâtırımıza gelmeyen bütün Nûrcuları bu muazzam ve mübârek Ramazân-ı Şerîflerini tebrîk eder ve çok seneler dünyada ve cennetlerde hep beraber böylece siz sevgili ve mübârek Üstâdımız başımızda çok mübârek günler geçirmemizi Rabbimizden temennî ve niyâz eyliyoruz. Âmîn Âmîn Âmîn.

اَلْبَاقٖی هُوَ الْبَاقٖی

Duâlarınıza her an muhtâç İnebolu ve civârı Risâle-i Nûr şâkirdleri

[Çok muhteşem bir tevâfuk]

Çok sevgili Üstâdımızın tahmînen altı aydan daha evvel yazmış olduğu müjdeli mektûblarından bir satır yazıdır. Matbaanın tâhir olmayan elleriyle yeni hurûf libâsında beş yüz nüshayı vermesine bedel, İnşâallâh Risâle-i Nûr şâkirdleri beş bin nüshayı temiz elleriyle, hatt-ı Kur’ân ile Müslümanların ellerine yetiştirecekler. İlh;

Risale-i Nur'u uygulamada okuyunDaha iyi okuma deneyimi, kaldığınız yerden.
Uygulamada Aç