EMİRDAĞ LÂHİKASI 1. CİLD

446

(155)

بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ

وَاِنْ مِنْ شَیْءٍ اِلَّا یُسَبِّحُ بِحَمْدِهٖ

اَلسَّلَامُ عَلَیْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُٓ اَبَدًا دَٓائِمًا

Çok Azîz, çok Mübârek, çok Kıymetdâr, çok Sevgili Üstâdımız Efendimiz Hazretleri,

Isparta Medresetü’z-Zehrâ’sında parlak bir Medrese-i Nûriye olan Sava’nın kahraman şâkirdleri ve ma‘sûm talebeleri nâmına kabûl buyurularak Lâhikalarımıza yazılması emir buyurulan bu mübârek medresenin mübârek Üstâdının mübârek hafîdi Ahmed’in ta‘rîfnâmesi zîrinde, sevgili Üstâdımızın üç fıkralık kıymetdâr mübârek yazılarını aldık. Bu mübârek mektûbun üçüncü fıkrası ki, bu şiddetli kışta sebebsiz Üstâdımıza verilen elîm sıkıntıların bir sebebi, Selâniklilerin istibdâd-ı mutlaklarının kırılmasına çalışan serbest fırkanın sevgili Üstâdımızdan yardım almaması için sevgili Üstâdımızı herkesten tecrîd ettikleri bildirilmekte; ve mukābilinde Risâle-i Nûr binler diller ile sevgili Üstâdımıza bedel konuşmakta, küfrü, irtidâdı kırmakta, anarşiliği bozmakta olduğu i‘lâm edilmektedir. Elhak, azîz Üstâdımız, güzel konuşurlar ve güzel konuşmuşlar. Ve o güzel konuşmalar yeri olan mübârek kudsî güzel kalbinizde, güzel tulû‘ eden İlâhî melek-i ilhâmın eseri güzel Risâle-i Nûr’a bugün herkes meftûn,

447

herkes müştâk. Çok yerlerden okumak ve feyz almak için isteniyor ve aranıyor. Heyhât Şu on sene içerisinde bir kısım risâlelerimizin nâehiller elinde ziyâ‘ına ve bir kısmının toprak altında bozulmasına ve bir kısmının suver-i sâire ile imhâsına sebep olan ehl-i garazın hücûmları olmasa idi.

Lillâhi’l-hamd bu hâllere rağmen, talebe-i nûr hizmet-i nûriyede devamda ve her istenen yere ihtiyâç ve lüzûm mikdârını tedârik edip göndermekten geri kalmıyor. Ve siz azîz Üstâdımızın bundan sonra bize hücûm eden gizli münâfık komitelerinin Risâle-i Nûr ve şâkirdlerinin sû’-i niyetleri var. diye hiç bir kimseyi kandıramazlar diye olan tebşîrleri aynen gözükmekte ve talebeleriniz yalnız Isparta’da değil, her yerde sevgili mübârek Üstâdımızın sevimli ve mübârek lisânları vesîle olan Risâle-i Nûr’un lisânını pervâsız konuşmaktadırlar. Cenâb-ı Hakk azîz ve mübârek Üstâdımızdan ebediyen râzı olsun. Ve bizleri dünya ve âhirette cenâh-ı lütfunuzdan baîd etmesin. Âmîn. Âmîn. Âmîn.

اَلْبَاقٖی هُوَ الْبَاقٖی

Kusûrlu talebeniz Husrev

448

[156]

بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ

وَاِنْ مِنْ شَیْءٍ اِلَّا یُسَبِّحُ بِحَمْدِهٖ

اَلسَّلَامُ عَلَیْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ بِعَدَدِ الْحُرُوفِ الْقُرْاٰنِیَّةِ اٰمٖینَ

Azîz, Sıddîk Kardeşlerim,

Bu def‘a yedi sekiz mektûbu birden aldım. Husûsî ve tafsîlli cevâba hâlim ve vaktim müsâade etmediği için muhtasar bir mektûba iktifâya mecbûrum.

Evvelâ: Hadsiz şükür olsun ki, Medresetü’z-Zehrâ’nın talebeleri benim bedelime nûrlara âit vazîfeleri yapıyorlar. Sizin meşveretle re’yinize havâle ediyorum.

Eğer kahraman Tâhirî İstanbul’a gitse ve kolay tab‘ çâresi bulsa, tashîhli başta hasta olarak ve ihtiyâr ve Âyet-i Hasbiye birinci mertebesi derin olduğundan şimdilik o mertebe beraber olmasın ve Hikmetü’l-İstiâze Lem‘aları bir cild içinde tab‘edilsin. Daha siz münâsib gördüğünüz risâleleri de ilhâk edersiniz.

Sâniyen: Re’fet ve Kâtib Osmân ve Zekâî hem kendilerine, hem bana Asâ-yı Mûsâ Risâlesi’ni yazmaları ve tashîhâtta ve sâir vazîfelerde Husrev’e yardımları, çok takdîr ve tebrîke şâyândırlar. Cenâb-ı Hakk onlardan ve onlar gibi çalışanlardan râzı olsun. Âmîn.

449

Sâlisen: Nazîf kardeşimizin mektûbu, ehemmiyetlidir. Hakîkaten Amerika’da, siyâsete âlet değil, belki dînî, dîn için mutaassıbâne iltizâm edenler çok vardı. İnşâallâh Asâ-yı Mûsâ’yı alan, o dîndârlardandır. Keçeli Salâhaddîn tâm bir Abdurrahmân’dır. Kahramanlıkta babasından geri kalmak istemiyor. Bizi de arasıra âdetimize muhâlif olarak dünyaya baktırıyor. Eğer o Amerikalı ehemmiyetli âlim bütün Risâle-i Nûr’u istese ve neşrine söz verse, sizin meşveretinizle bir mükemmel takım ona vereceğiz.

Nazîf’in mektûbuyla beraber, bir mütekāid efendinin vesveseye dâir bir suâli var. Eğer o adam ciddî olarak nûrlarla alâkadâr ise, böyle suâllere hiç ihtiyacı olmaz. Hikmetü’l-İstiâze Lem‘asını ve Yirmi dokuzuncu Söz’ün melâike ve rûhânîlerin vücûdlarına dâir kısmını okusun. Onun o ma‘nâsız ve yüz yerde cevâbı bulunan vesvesesi ise, zındık maddiyyûnların şimdiki dehşetli vaz‘iyetten fırsat bulup bir aşılamalarıdır ki, o adam dahi, ondan müteessir olmuş, o suâli sormuş. Ona selâm ederim. Risâle-i Nûr onun her müşkilini hâlledebilir. Hâlisâne ve teslîmkârâne ona çalışsın, onu dinlesin.

Râbian: Medrese-i Nûriyenin eski ve yeni kahramanlarından Marangoz Ahmed’in mektûbu, üç dört cihetten beni mesrûr ve minnetdâr eyledi. O medresenin baş talebesi nâmını verdiği Ahmed ise, hem şehîd Hâfız Alî’nin vazîfesini yaptığı,

450

hem Süleymân gibi kıymetli kardeşiyle ve küçük kerîmesiyle üç tane Asâ-yı Mûsâ’yı yazmaları ve mübârek ihtiyâr Hasan Dayı’nın hafîdi olması, beni merâktan kurtardı, hem çok memnûn eyledi. Cenâb-ı Hakk ona şifâ ve onlara muvaffakiyet ve saâdet versin. Âmîn Âmîn.

Merhûm Hâfız Mehmed’in iki kardeşi o merhûmun vazîfesini yapmaları ve Mustafâ’nın yazısı, Husrev’in tatlı hattına mutâbık gelmesi, benim nazarımda, yeniden iki Hâfız Mehmed’i bulmuş kadar memnûn oldum. Kahraman marangozun gayretiyle Gökdereli Hatîb, Risâle-i Nûr’a üç oğluyla beraber talebe olup yazmaya başlamalarıyla, hem onları, hem marangozu, hem köylerini tebrîk ederiz. Ve marangozun onlara söylediği manzûmesini Lâhika’ya geçirdik.

Hâmisen: Atabeyli alîl Alî Osmân’ın yazdığı uzun mektûbu ve Asâ-yı Mûsâ Risâlesi ve nûrların neşrinde cidden te’sîrli çalışması ve hizmet-i nûriyede çok çalışkan Çilingir Alî ile ve dayısı Hasan’ın ona yardım etmesi ve mübârek hülyalârı ve tevâfukları bizleri ferâhlandırdı. Eğirdir Kasabası’nı bana ziyâde sevdirdi. Cenâb-ı Erhamü’r-râhimîn onlardan râzı olsun. Âmîn.

Sâdisen: Nûrların birinci ve ibtidâî medresesinin birinci talebelerinden Muhâcir Hâfız Ahmet’in mübârek mahdûmu Hâfız Kâzım’ın güzel mektûbunu, hem onun, hem Nûrlarla

451

alâkadâr peder ve vâlidesinin, hem hemşirelerinin, hem eniştesi Bahrî’nin, hem mübârek Barla’nın hesabına kabûl edip, Kâzım’a da Mâşâallâh, Bârekallâh derim.

Sâbian: Karye-i İrfân talebeleri nâmına kardeşimiz Mustafâ’nın mektûbunu Lâhikaya geçirdik. Yazısı güzel, fakat imlâsı bir parça noksândır.

Ma‘nîdâr bir tevâfuktur ki, ben bu günlerde o havâlînin ve Homa ve Kızıl Vîrân’ın tâm sebâtkâr ve metîn ve hâlis şâkirdlerini merâk ettim. Haber alamıyordum. Husûsen bu Mustafâ ve Kahraman Sâmî ve hapiste bana çok hizmet eden Kadrî, birden hem Sâmî’nin, hem Mustafâ’nın, hem Kadrî’nin mektûblarını aldım. Cenâb-ı Hakk onlardan râzı olsun. Âmîn.

Tavaslı a‘mâ Mehmet’in küçük mektûbunu umûm Tavaslı kardeşlerimizin nâmına bir ta’ziyenâme ve geçmiş olsun makamında kabûl ettim, Allâh râzı olsun.

Umûm kardeşlerimize selâm ve duâ

اَلْبَاقٖی هُوَ الْبَاقٖی

Kardeşiniz Saîdü’n-Nûrsî

452

(Ahmed Nazîf Çelebi’nin mektûbudur)

(157)

بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ

وَاِنْ مِنْ شَیْءٍ اِلَّا یُسَبِّحُ بِحَمْدِهٖ

اَلسَّلَامُ عَلَیْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ بِعَدَدِ حُرُوفَاتِ عَصَا مُوسٰیؑ وَالْمُعْجِزَاتِ الْاَحْمَدِیَّةِؐ اَبَدَ الْاٰبِدٖینَ

Çok Azîz, çok Kıymetli ve Emsâlsiz Cefâkâr ve Fedâkâr ve Mütehammil ve çok Müşfik Üstâdım Efendim Hazretleri,

Son zamanlarda şiddetlenen hâdisât-ı müessife-i mezâlime münâsebetiyle müteessir olan kardeşlerimiz tarafından bu mezâlim ve işkencelere bir çâre-i hall bulmak için, kimi maddî, kimi ma‘nevî fikren yardıma koşmak istedikleri, her taraftan yazılan mektûblardan anlaşılıyor. Heyhât, kimi kimden şekvâ edelim?

İlâhî Yâ Rabbî, biz âciz kullarına seni ve îmânı ve hidâyet yolunu öğreten ve gösteren Üstâdımızın imdâdına yetişmek değil, belki ufak bir hizmetine dahi uzanamadığımızdan teessürümüz şiddetlenmektedir. Hakîkî kurtarıcı ve muhâfaza edici sensin. Ve ancak sana mürâcaat ve şikâyet ediyoruz. Üstâdımıza merhamet, inâyet ve ömrüne bereket ve vücûduna sıhhat ve âfiyet ve eserlerine musahhariyet ihsân buyur. Ve düşmanlarına korku ve

453

teslîmiyet ve acz ve mağlûbiyet ver. Ve Risâle-i Nûr’un Asâ-yı Mûsâ Mecmûası’na muzafferiyet ve gālibiyet ver. Âmîn.

Azîz Üstâdım, bizim Abdurrahmân ile bilmüşâvere evvelen hasbihâlden bir parçayı sâbık Erzurûm meb‘ûsu ve Erzurûm ulemâsından Hoca Sâlih Yeşil Efendiye verip, o da Allâh râzı olsun sûreti melfûf mektûbu kaleme alarak yazacağını va‘dettiler.

Sâniyen: Bundan evvel yazdığım mektûbumda bir nebze bahsettiğim gibi, bu işe Asâ-yı Mûsâ’nın müessir olabileceği kanâatiyle; hakîkî Îsevî dîndarlarının İslâmiyet ile ittifâk edecek işaretine istinâden, Üstâdımıza hediye etmek üzere tanzîm ve ikmâl ettiğim Asâ-yı Mûsâ Mecmûası’nı ve buna Mu‘cizât-ı Ahmediye’yi asm terfîk ederek her ikisini birlikte Risâle-i Nûr’un neşriyâtına me’zûniyetimize binâen ve Üstâdımız nâmına ve Risâle-i Nûr hesabına olarak Hristiyan ve dîn-i Îsevî âlimlerinden Amerikalı bir zâta şu şekilde verilmiştir. Abdurrahmân konuşuyor dinsizliğin sür‘atle yayıldığı şu zamanda, beşeriyetin saâdet ve selâmeti için Müslüman ve Hristiyan dindârların ittihâd ederek dinsizliğe karşı cephe almaları mecbûriyeti hâsıl olduğundan, bu ma‘nevî mes’ûliyetten kurtulmak için, Îsevîlik dininin mümessili sıfatını sizde görerek bu kudsî hizmet için sizinle görüşüyorum. Risâle-i Nûr Kur’ân-ı Kerîm’den tereşşuh etmiş hikmetli, kıymetli bir eserdir. Bu eser istenilirse verilir.

454

Kitabı açtım: Bakınız, bu bir kütübhânedir. İsterseniz maa’l-memnûniye bedelsiz, menfaatsiz, sırf Allâh rızâsı için vereceğiz. diye verilmiştir. Kitabların bedelsiz ve sırf el yazısıyla yazılmış olmasını hayretle takdîr ederek memnûniyetle kabûl ve iki ay kadar tedkîk ve mütâlaadan sonra eserlerde görülecek kıymet ve hakîkatin göstereceği îcâbâta göre Risâle-i Nûr’un tamamını isteyeceklerini söylediler.

Ey Azîz Üstâdımız, şu zerrecik hizmetin sümbüller ve meyveler vermesini ve âlem-i beşeriyeti dinsizlikten kurtarmak için Cenâb-ı Hakk’tan müstecâb duâlarınızla, Risâle-i Nûr’un muzafferiyetle, gālibiyetle, umûm kalpleri teshîr ve fikirleri nûrlandırmasını niyâz etmenizi ta‘zîm ve hürmetlerimizle mübârek el ve ayaklarınızdan öperek diliyoruz. Efendim hazretleri.

وَمِنَ اللّٰهِ التَّوْفٖیقُ اَلسَّلَامُ عَلَیْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُٓ اَبَدَ الْاٰبِدٖینَ

Günâhkâr ve âciz ve fakîr ve dâimâ yardım, himmet ve duâlarınıza çok muhtâç çok kusûrlu talebe ve hizmetkârınız Nazîf Çelebi

455

(Marangoz Ahmed’in mektûbudur)

(158)

بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ

وَاِنْ مِنْ شَیْءٍ اِلَّا یُسَبِّحُ بِحَمْدِهٖ

اَلسَّلَامُ عَلَیْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ

Pek Sevgili Üstâdım Efendim Hazretleri,

Ellerinden hürmetle öperim. Bu hafta köyümüzden yedi sâat mesâfede, Yukarı Gökdere isminde bir köy vardır. O köyün hatîbi Risâle-i Nûr’a dâimâ sed çekmekte idi. Hânesini işletmek için usta istemiştir. Bir arkadaş bizi gönderdi. Ben de bütün Sözleri berâberime alarak gittim. On beş gün orada durdum. Bütün Sözleri ona okudum. On bir buçuk cinâyeti okudum. Cenâb-ı Hakk’a hadsiz şükür olsun, duânızın himmetiyle üç oğlu ile talebe oldular. Yazıya başladılar. Bizler bu zamana kadar hatâ etmişiz dediler. Elhamdülillâh kemiklerimiz dahi îmân etti. Hiç bu kitablar dahi olmasa, sizlerde talebelik güzelliği görünüyor. Varınca Üstâdımıza bir mektûb yaz. Bizi de talebeliğe kabûl etsin diye vasiyet ettiler. Biz köycek İnşâallâh sizin köy gibi çalışırız. Onlar da ellerinden öperler. Risâle-i Nûr’un hakîkatlerinden manzûme şeklinde onlara söyledim.

456

1

Kur’ân’dan bir yaprak açtı

Bütün âleme bir nûr saçtı

Münâfıklar bundan kaçtı

Bize yardım eyle Allâh.

2

Üstâdımızdan mektûb geldi

Kalemler hep nûra daldı

Münâfıklar haber aldı

Bize yardım eyle Allâh.

3

Risâle-i Nûr büyük ferman

Okuyanlar hep kılıyor hayrân

Talebeler ediyorlar bayram

Bize yardım eyle Allâh.

4

Risâle-i Nûr geldi bize

Döndürdü bizi izimize

Elhamdülillâh deyip sürdük yüzümüze

Bize yardım eyle Allâh.

5

Mecmûalar tamam oldu

Talebeler nûra daldı

Mü’minlere bir şifâ buldu

Bize yardım ede Allâh.

6

Mahkemeler kuruldu

Hep talebeler derildi

Sonra berâet verildi

Bize yardım ede Allâh.

7

Asâ-yı Mûsâ geldi bize

Mü’min yazdı alnımıza

Îmân doldu kalbimize

Bize yardım ede Allâh.

8

Üstâdımızın adı Saîd

Lisânımız hep tevhîd

Talebeler olur şehîd

Bize yardım ede Allâh.

457

9

Deccâl çıktı her şeye mes etti

Talebeler hep duâ etti

Deccâl cehenneme gitti

Bize yardım ede Allâh.

10

İhvân dedi Hazret-i Alî ra bize

Şükredelim hâlimize

Sekîneden haber verdi bize

Bize yardım ede Allâh.

11

Risâle-i Nûr Üstâdımız

Neşretmektir gayretimiz

Bunlar hep bayramımız

Bize yardım ede Allâh.

12

Ejderhâlar bağladı Risâle-i Nûr’un önünü

Hazret-i Alî ra efendimiz kılıcıyla kaldırdı kolunu

Aldı ejderhâların canını

İmdâd eyle Yâ Rabbî bize sen.

13

Risâle-i Nûr yoluna talebeler gider

Abdulkādir-i Geylânî ks bize duâ eder

Üstâdımız Hazret-i Alî ra bize imdâd eder

Bize imdâd eyle Yâ Rabbî sen.

14

Risâle-i Nûr dünyaya bağırır

Münâfıkları şerîate çağırır

Şerîat yolları geliyor onlara ağır

Yâ Rabbî, bunları şerîate çağır

İmdâd eyle Yâ Rabbî bize sen.

15

Bu manzûme burada oldu tamam

Okuyanlar Risâle-i Nûr’dan ders alsın hemân

Üstâdıma hadsiz olsun selâm

Üstâdımı selâmetlere çıkar Yâ Rabbî sen.

اَلْبَاقٖی هُوَ الْبَاقٖی

Âciz fakîr kusûrlu talebeniz Marangoz Ahmed

458

(Karye-i İrfân’dan Mustafâ Ertuğrul’un mektûbudur.)

(159)

بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ

وَاِنْ مِنْ شَیْءٍ اِلَّا یُسَبِّحُ بِحَمْدِهٖ

اَلسَّلَامُ عَلَیْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ

Kalplerimizi nûrlandıran, gönüllerimizi sürûrlandıran, hayatıyla bizleri dâimâ müferrah ve mütesellî eden, çok Azîz, çok Sevgili, çok Muhterem Üstâd-ı Ekremimiz Efendimiz Hazretleri,

Şu çok hatâlı, pek kusûrlu, perişan sözlerle yüksek huzûrunuza yazılan şu mektûb-u âcizânemi kabûl buyurunuz efendim. Evvelâ dest-i şerîflerinizi ve kadem-i şerîflerinizi tekrar tekrar öper, ekser duâlarınızı bekleriz. Binler kere şükürler olsun güzel Allâh’ımıza, kendi kelâm-ı kudsîsi ile bütün kullarının hayatlarında yapacakları îmânî hareketleri ve idâre-i taayyüş hareketleri ve her türlü vazîfe-i uhreviye ve dünyeviyelerini ta‘rîf ve emreden; ve zî-şuûrlara hitâb edecek ve kendi lisânlarına uyacak bir zât-ı Zîşan Resûl-ü Ekrem Sallallâhü teâlâ aleyhi ve sellem Hazretleri’ni halk ederek, o nûrlu Kur’ân-ı Azîmü’ş-şân’ın ahkâmı bin üç yüz kırk senedir ki, on dördüncü asra kadar devam ederek bu asrın zulmetli ve karanlıklı ve derin bataklarında kalan birtakım zî-şuûrlarına

459

kendilerinin âciz fakîr zayıf bir kul olup, bu batak, bu zulmet, bu karanlık derelerden aydınlığa ve nûrlu yollara çıkmaları için Risâle-i Nûr isminde o mübârek kudsî Kelâmullâh’ın tefsîri olarak yüz elli aded Sözler, Lemeâtlar, Şuâ‘lar, Mektûbâtlar isimleriyle risâleler te’lîf edilerek, bu zulmetli asırda dalâlette kalan kullarına hidâyet etmek üzere duyurmak ve okutmak ve okutturmak ve yazdırmak sûretiyle îmânlarının takviye ve nûrlanması için Peygamberimiz Aleyhissalâtu Vesselâm Efendimiz Hazretleri’ne bir vâris olan siz Üstâdımız ise, bu emr-i İlâhîyi tamâmen teblîğ etmektesiniz.

Her türlü işkence ve sıkıntılara ve her türlü zahmetlere ve her türlü meşakkatlere tahammül ederek dünya yüzünü ve kalplerimizi dahi kaplayan bütün dalâlet ateşini söndürmek ve her zî-şuûru dâr-ı saâdete vâsıl etmek emeliyle bütün hayatını sefâletle geçirip canını dahi fedâ etmekte olan Üstâdımıza, Cenâb-ı Zülcelâl Hazretleri hıfz-ı inâyet ile Hazret-i ResûlullâhEfendimizin asm himâye ve himmetleri; ve diğer Üstâdlarımız İmâm-ı Gazâlî ks ve İmâm-ı Rabbânî ks ve Şâh-ı Geylânî ks gibi aktâbların himmet ve yardımlarıyla bu kudsî vazîfenizi bihakkın îfâ ve intişâr ettirmektesiniz. Cenâb-ı Erhamü’r-râhimîn siz Üstâdımıza tûl-ü ömürler ve vücûd-u pâkinize âfiyetler versin. Âmîn.

Bizlere bu mübârek nûrlu yolları ta‘rîf edici Risâle-i Nûr olmasa idi, şu zulmetli asırda acaba hangi derelerde ve hangi bataklıklarda saplanacaktık?

Risale-i Nur'u uygulamada okuyunDaha iyi okuma deneyimi, kaldığınız yerden.
Uygulamada Aç