Hüsrev üstad Risale-i nurun tamamını ezbere biliyor muydu?
Risale-i Nur hizmeti çok kollara ayrılmış. Neden Hüsrev Efendinin yolundan gitmeliyim?
Nur Talebeleri'nin latin alfabesine karşı duruşunda değişiklik var mı? Risalelerin Omanlıca-latince mukayeseli olarak basılması hizmetin bu duruşunda bir gerileme anlamına gelmez mi?
Risaleleri elimizden geldiğince yazmaya çalışıyoruz. Bakarak risale yazmanın Osmanlıca yazısını kolay öğrenmede faydası olacağını düşünüyorum. Bu sebeple risaleleri mürekkeple kopya ederek değil de, bakarak kurşun kalemle yazmamızda aynı sevabı kazanır mıyız?
Kur'an hurufatı umumileşince Risale-i Nurları yazmaya gerek kalmayacak mı?
Yazı mektubundaki "üstadına neşri hakikat cihetinde yardım etmek" cümlesindeki neşr-i hakikat tabirini nasıl anlamalıyız?
Kur'an harfleriyle yazmanın esrar-ı şeriate ve sünnet-i seniyye'ye hizmet ettiğini ve "Fesad-ı ümmet zamanında kim benim sünnetime temessük ederse 100 şehid sevabını kazanabilir." hadisini de nazara aldığımızda yazı hizmetinin sünnet olması ne bakımdan gerçekleşmiş oluyor?
Düzenli hergün yazı yazılmalımıdır? Yazıyı aksatmada ne gibi mahsurlar olabilir?
Yazı hizmetinin, manevi mücahedeye vesile olmasını izah edebilir misiniz?
Bazı insanlar neden yazı hizmeti olarak Risale-i Nur yazılıyor da Kur'an-ı Kerim yazılmıyor diye soruyorlar. Bu gibi sorulara nasıl cevap verilebilir?